“Yeterince Erken Başlamadım Gibi Hissediyorum”: Geç Kalmışlık Hissine Yakından Bakmak
Sabah uyanıp sosyal medyada biraz gezinince bazen çok tanıdık bir his belirir: “Geç mi kaldım?” Bir başkaları kariyerinde ilerlemiş, evlenmiş, taşınmış, düzen kurmuş; bizse hala “nereden başlasam?” noktasındayızdır belki. Bu yazıda, bu duyguyu neden bu kadar yoğun hissettiğimizi, psikolojik altyapısını ve bu hisle daha sağlıklı bağlar kurmanın yollarını inceleyeceğiz.
Neden Hep “Gecikmiş” Gibi Hissederiz?
İçinde bulunduğumuz toplum, hayata dair belirli bir “zamanlamayı” norm olarak sunar. “25’inde meslek sahibi olunmalı”, “30’da evlenilmeli”, “35’te çocuk sahibi olunmalı” gibi… Bu sosyal saat, bireysel hayat ritimlerimizle çoğu zaman uyuşmaz. Bu uyumsuzluk, “gecikmişim” hissini doğurur. Araştırmalar, yaşam döngüsünde belli dönemlerin “kritik eşikler” gibi algılandığını ve bireylerin bu eşiklerde kendilerini sorgulama eğiliminde olduğunu gösteriyor (Arnett, 2000).
Bununla birlikte, topolojik dönüşümler (topological turning points) kavramını ortaya koyan yeni bir çalışma (Katyayani et al., 2024), yaşam döngüsünde bireylerin duygusal ve sosyal yönden en büyük değişimleri genellikle 20’li yaşların ortası ile 30’ların başında yaşadığını gösteriyor. Yani hissettiklerimiz bireysel değil; bu dönem, zihinlerimizde yeni kimliklerin, ilişkilerin ve kararların şekillendiği bir eşik.
Sosyal Karşılaştırmalar ve “Yetersizlik” Algısı
“Onlar benden önde” hissi genellikle sosyal karşılaştırmalardan beslenir. Sosyal medya bu karşılaştırmaların dozasını artıran önemli bir faktör. Festinger’ın sosyal karşılaştırma kuramına (1954) göre, insanlar kendilerini anlamlandırmak için başkalarıyla kıyaslama ihtiyacı duyar. Ancak bu kıyaslar, zamanla kendimize dair özdeğerimizi aşağı çekebilir.
Yapılan bir çalışma (Appel et al., 2016), sosyal medya kullanımının bireylerin yaşamlarından memnuniyetlerini azaltabileceğini ve “yetememe” duygularını artırabileceğini ortaya koymuş. Oysa ki görülmeyen kısım, her birimizin yaşam temposunun farklı olduğu.
Geç Kalmadın, Kendi Yolundasın
Belki de asıl soru şu: “Neye göre, kime göre geç?” Gelişimsel psikoloji uzmanları, bireylerin farklı hayat evrelerinde farklı önceliklere sahip olabileceğini vurgular. Herkesin “zamanı” kendine özeldir.
Bu noktada psikolojik esneklik becerisi öne çıkıyor. ACT (Kabul ve Adanmışlık Terapisi) yaklaşımı, bireyin değişken yaşam koşulları karşısında kendi değerlerine uygun bir yolda kararlılıkla ilerlemesini destekler (Hayes et al., 2006). Yani mesele “ne zaman” başladığımız değil, hangi yöne doğru ve ne için ilerlediğimizdir.
Senin Hikayen Nasıl?
Bu hafta kendine şu soruyu sormaya ne dersin?
"Hayatın hangi alanında, sadece “geç kaldım” korkusuyla kendini baskı altında hissediyorsun?"
Ve belki de şu minik hatırlatma işine yarar:
Senin yolun, senin ritminde akıyor. Herkesin takvimi farklı.
Kaynakça
-
Arnett, J. J. (2000). Emerging adulthood: A theory of development from the late teens through the twenties. American Psychologist, 55(5), 469.
-
Katyayani, S., Towlson, E. K., & Vértes, P. E. (2024). Topological turning points across the human lifespan. Nature Communications, 15(1), 731.
-
Appel, H., Gerlach, A. L., & Crusius, J. (2016). The interplay between Facebook use, social comparison, envy, and depression. Current Opinion in Psychology, 9, 44-49.
-
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2006). Acceptance and Commitment Therapy: An experiential approach to behavior change. Guilford Press.
