top of page

İlişkilerde Gerçekten Değişiyor muyuz, Yoksa İçimizdeki Farklı Yanlar mı Ortaya Çıkıyor?

Bir ilişkide neden bazen hiç tanımadığımız biri gibi davranırız?

Bazı ilişkilerde kendimize sonradan dönüp baktığımızda garip bir farkındalık yaşarız. Sanki o ilişkinin içinde verdiğimiz tepkiler, söylediğimiz şeyler ya da hissettiğimiz duygular, günlük hayatta bildiğimiz “biz”e pek benzemez. Daha hassas oluruz, daha kaygılı oluruz, bazen daha fazla alttan alan, bazen daha kontrol eden, bazen de hiç ihtiyaç göstermeyen birine dönüşürüz.

Ve o noktada insanın aklına şu soru gelir:

“Ben bu ilişkide neden böyleyim?”

Çoğu zaman bu soruya verdiğimiz ilk cevap biraz sert olur. “Kendim gibi davranamadım”, “kendimi kaybettim” ya da “bu ilişki beni değiştirdi” gibi cümleler kurarız. Ama belki de mesele bu kadar keskin değildir. Belki de gerçekten değişmiyoruzdur. Belki de içimizde zaten var olan, ama her zaman görünür olmayan bazı yanlarımız, ilişkilerin içinde daha belirgin hale geliyordur.

 

Hepimiz Tek Bir “Ben”den İbaret Değiliz

Günlük hayatta kendimizi tek bir kimlik gibi düşünmeye alışığız. Sanki sabit bir “ben” var ve her ortamda aynı şekilde davranıyoruz gibi hissederiz. Ama aslında insanın iç dünyası bundan çok daha katmanlıdır.

Hepimizin içinde farklı taraflar vardır. Güvende hissettiğimizde ortaya çıkan bir yanımız, reddedilmekten korktuğumuzda devreye giren başka bir tarafımız, yakınlık aradığımızda ya da mesafe koymak istediğimizde öne çıkan farklı tepkilerimiz…

Bu yanlar her zaman aynı anda görünmez. Daha çok bulunduğumuz ilişkiye, karşımızdaki kişiye ve o anda hissettiğimiz duygulara göre öne çıkarlar.

Yani mesele çoğu zaman “ben değiştim” değil,

“içimdeki hangi yan şu an daha görünür?” sorusudur.

 

İlişkiler Bu Yanları Nasıl Ortaya Çıkarır?

İlişkiler, insanın en hassas alanlarına dokunan yerlerdir. Çünkü birine yakın olmak, bir anlamda görülmek, seçilmek ve kabul edilmek kadar, aynı zamanda reddedilme ihtimaliyle de yüzleşmek demektir.

Bu yüzden bir ilişkide bazen daha fazla onay arayan bir yanımız ortaya çıkar, bazen daha kontrol etmeye çalışan bir tarafımız devreye girer, bazen de tam tersi şekilde geri çekilen ve ihtiyaçlarını saklayan bir halimiz öne çıkar.

Bunlar çoğu zaman bilinçli seçimler değildir. Daha çok, geçmişte öğrendiğimiz ve bir şekilde işe yaramış olan davranışların kendiliğinden devreye girmesidir.

Örneğin geçmişte duygusal olarak yeterince görülmemiş biri, bir ilişkide daha fazla ilgi arayan bir hale gelebilir. Ya da ihtiyaçlarını ifade ettiğinde karşılık bulamayan biri, zamanla hiç ihtiyaç göstermemeyi öğrenmiş olabilir.

Bu yüzden ilişkide verdiğimiz tepkiler bazen bugünden çok, geçmişte öğrendiklerimizle ilgilidir.

 

Bazı Roller Neden Bu Kadar Tanıdık Gelir?

İnsan zihni çoğu zaman sağlıklı olanı değil, tanıdık olanı seçer. Ve bu tanıdıklık her zaman huzurlu olmak zorunda değildir.

Bazı insanlar ilişkide hep anlayışlı olan taraf olur.

Bazıları hep güçlü kalmaya çalışır.

Bazıları sürekli karşısındakini anlamaya, düzeltmeye ya da idare etmeye yönelir.

Bu roller bir anda oluşmaz. Genellikle geçmişte bir şekilde işe yaramış, ilişkiyi sürdürmeye yardımcı olmuş ve zamanla alışkanlık haline gelmiş davranışlardır.

Bu yüzden bir ilişkide kendimizi belli bir rolde bulduğumuzda, bu sadece o ilişkiyle ilgili değildir; aynı zamanda geçmişte ne öğrendiğimizle de ilgilidir.

 

Sorun Değişmek Değil, Fark Etmemek Olabilir

İnsanın farklı durumlarda farklı tepkiler vermesi aslında oldukça doğaldır. Bu, uyum sağlayabilmenin bir parçasıdır. Ama zorlayıcı olan şey, bu tepkilerin farkında olmadan tekrar tekrar aynı şekilde ortaya çıkmasıdır.

Kendimizi sürekli benzer yerlerde buluyorsak,

benzer şeylere kırılıyorsak,

benzer ilişkilerde aynı hisleri yaşıyorsak,

orada biraz durup bakmak anlamlı olabilir.

Çünkü bazen bu tekrarlar, fark edilmek isteyen bir şeyin işareti olabilir.

 

Belki de Asıl Soru Şu

Bir ilişkide “kendim gibi değilim” hissi geldiğinde, belki de kendimize biraz daha yumuşak bir yerden bakmak iyi gelebilir. Çünkü çoğu zaman mesele gerçekten değişmek değil, o ilişkinin içinde hangi yanımızın daha görünür hale geldiğini fark edememektir.

Belki de kendimize şunu sormak daha anlamlıdır:

“Ben bu ilişkide nasıl birine dönüşüyorum?”

Ve ardından, biraz daha dürüst bir soruyla devam etmek:

“Bu, benim hangi parçam?”

Bu soruların cevapları her zaman hemen gelmeyebilir. Ama çoğu zaman insanı kendine yaklaştıran şey de bu soruların kendisidir.

 

Bütün Bunların İçinde

İlişkiler çoğu zaman sadece karşımızdaki kişiyi tanıdığımız yerler değildir. Aynı zamanda kendi iç dünyamızın hangi yönlerinin ne zaman ortaya çıktığını daha net gördüğümüz alanlardır.

Bazı ilişkilerde daha hassas bir yanımız öne çıkar.

Bazılarında daha mesafeli oluruz.

Bazılarında ise fark etmeden daha çok uyum sağlamaya çalışırız.

Bunların hiçbiri tek başına yanlış değildir. Ama kendimizi sürekli benzer şekillerde hissettiğimiz, benzer tepkiler verdiğimiz yerlerde buluyorsak, orada biraz durup bakmak anlamlı olabilir.

Çünkü insan her ilişkide bambaşka birine dönüşmez.

 

Ama bazı ilişkiler,

içimizde zaten var olan bir tarafı daha görünür hale getirir.

 

Kaynaklar

  • Mikulincer, M., & Shaver, P. (2007). Attachment in Adulthood

  • Andersen, S. M., & Chen, S. (2002). The relational self

  • Baldwin, M. W. (1992). Relational schemas

  • Higgins, E. T. (1987). Self-discrepancy theory

bottom of page