“Neden Hep Ben Daha Fazla Seviyorum Gibi Hissediyorum?”
İlişkilerde bazen insanın aklından sessiz bir düşünce geçer:
“Sanki ben daha çok seviyorum.”
Belki mesajlara daha hızlı cevap veren sizsinizdir. Daha çok düşünen, daha çok plan yapan, daha çok çaba gösteren… Karşınızdaki kişi sizi seviyor olabilir, hatta bunu açıkça söylüyor da olabilir. Ama yine de içinizde bir yerde küçük bir şüphe belirir:
“Acaba ben mi daha çok veriyorum bu ilişkiye?”
Bu duygu düşündüğümüzden çok daha yaygındır. Birçok insan ilişkilerinin bir noktasında sevginin dengesi üzerine düşünmeye başlar. Çünkü ilişkiler yalnızca sevgiyle değil, aynı zamanda sevginin nasıl hissedildiğiyle de ilgilidir.
Bazen sevgi gerçekten az değildir.
Ama aynı şekilde görünmez.
Ve işte tam da bu noktada, “ben daha çok seviyorum” hissi ortaya çıkabilir.
Sevgi Herkes İçin Aynı Şekilde Görünmez
İnsanlar sevgiyi farklı şekillerde ifade eder ve farklı şekillerde algılar. Bir kişi sevgisini ilgi ve zaman ayırarak gösterirken, bir diğeri bunu sorumluluk almak, destek olmak ya da sorun çözmek üzerinden gösterebilir.
Bu fark bazen görünmez bir yanlış anlamaya dönüşür. Siz yakınlık ararken partneriniz sakin bir alan bırakmayı tercih edebilir. Siz duygularınızı konuşarak ifade etmek isterken, o sevgisini davranışlarıyla göstermeye çalışabilir.
Bağlanma kuramı üzerine yapılan çalışmalar, insanların yakın ilişkilerde farklı güvenlik ihtiyaçlarına sahip olduğunu ortaya koyuyor (Mikulincer & Shaver, 2007). Bazı insanlar ilişkide daha fazla yakınlık ve güvence ararken, bazıları duygusal mesafeyi koruyarak rahat hissedebilir.
Bu farklılık sevginin eksikliğinden değil, çoğu zaman sevginin farklı şekillerde ifade edilmesinden kaynaklanır.
Zihnimiz İlişkileri Nasıl Yorumlar?
İlişkilerde “ben daha çok seviyorum” hissi bazen gerçekten bir dengesizliğe işaret edebilir. Ama bazen de zihnin yaptığı bir yorumdur.
İnsan zihni özellikle ilişkiler söz konusu olduğunda oldukça hassastır. Partnerimizin davranışlarındaki küçük değişiklikleri bile büyütebilir, onları ilişkinin genel durumu hakkında bir işaret gibi yorumlayabiliriz.
Murray ve arkadaşlarının yaptığı araştırmalar, insanların romantik ilişkilerde partnerlerinin sevgisini zaman zaman olduğundan daha az algılayabildiğini gösteriyor (Murray et al., 2006). Özellikle kişi kendini yeterince değerli hissetmediğinde, zihnin içinde şu soru kolayca ortaya çıkabiliyor:
-
“Beni gerçekten seviyor olabilir mi?”
Bu soru çoğu zaman ilişkiden çok, kişinin kendi değeriyle kurduğu ilişkiyi yansıtır.
Sevgi Bir Matematik Değildir
İlişkiler bazen farkında olmadan bir hesap tablosuna dönüşebilir.
Kim daha çok yazdı, kim daha çok düşündü, kim daha çok çaba gösterdi…
Oysa sevgi çoğu zaman bu şekilde ölçülemez.
Gottman’ın uzun yıllar süren ilişki araştırmaları, sağlıklı ilişkilerin mükemmel bir eşitlikten değil, duygusal erişilebilirlik ve karşılıklı iyi niyetten beslendiğini gösteriyor (Gottman & Levenson, 1992). İnsanlar her zaman aynı anda aynı yoğunlukta veremez. Bazen bir taraf daha fazla destek olur, bazen diğeri.
İlişkiyi güçlü kılan şey, her an tam bir denge olması değil; zaman içinde oluşan karşılıklı bağlılık ve güven hissidir.
Belki de Sormamız Gereken Soru Farklıdır
“Kim daha çok seviyor?” sorusu bizi çoğu zaman yanlış bir yere götürür. Çünkü sevgi bir yarış değildir.
Belki de daha anlamlı olan sorular şunlardır:
-
Bu ilişkide kendimi değerli hissediyor muyum?
-
Sevildiğimi hissetmem için neye ihtiyacım var?
-
Bunu partnerimle paylaşabiliyor muyum?
Bazen bu soruların cevabı açık bir konuşmada ortaya çıkar. Bazen de insanın kendi iç dünyasına biraz daha yakından bakmasında.
Çünkü ilişkilerde sevgi yalnızca verilmez.
Aynı zamanda algılanır, hissedilir ve zaman içinde birlikte inşa edilir.
Ve bazen gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şey sevginin artması değil, onun fark edilmesidir.
Küçük Bir Davet
Bir an durup kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
-
Partnerimin sevgisini hangi anlarda hissediyorum?
-
Belki de fark etmeden gözden kaçırdığım küçük işaretler var mı?
Çünkü sevgi bazen büyük sözlerde değil, çok küçük ama sürekli davranışlarda saklı olabilir.
Kaynakça
Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (1992). Marital processes predictive of later dissolution. Journal of Personality and Social Psychology, 63(2), 221–233.
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.
Murray, S. L., Holmes, J. G., & Collins, N. L. (2006). Optimizing assurance: The risk regulation system in relationships. Psychological Bulletin, 132(5), 641–666.
