“Bunu Hissetmeye Hakkım Var mı?”: Karşılaştırmalı Acılar ve Duygusal Suçluluk Üzerine
Bazen bir derdimizi dile getirirken boğazımız düğümlenir. Hemen ardından, “Ama başkaları çok daha kötü durumda…” diye ekleyiveririz. Sanki kendi acımızı savunmamız gerekiyormuş gibi. Belki de size tanıdık geliyor: Deprem sonrası ufacık bir korku hissettiniz ama paylaşırsanız bencil sanılmaktan korktunuz. Ya da günlük hayatın içinde bunaldınız ama “Daha kötüleri var” diyerek kendi yorgunluğunuza kulak tıkadınız.
Peki neden kendi acımızı küçümser, başkalarının acısıyla kıyaslayarak suçluluk hissederiz?
Bu yazıda “duygusal hiyerarşi”, “karşılaştırmalı acı” (comparative suffering) ve bu çerçevede gelişen “duygusal suçluluk” hissini ele alacağız. Ve şunu soracağız: Bunu hissetmeye gerçekten hakkımız var mı?
Duyguları Sıralamak: Acının Yarışı Olur mu?
Duyguların “haklısı” ya da “haksızı” yoktur, ama biz yine de içsel bir sıralama yaparız. Sanki bir tür acı yarışı vardır: Kimin yaşadığı daha büyük, kimin duygusu daha geçerli?
Yapılan araştırmalar, karşılaştırmalı acı yaşamanın — yani kendi acımızı başkalarınınkiyle kıyaslayarak geçersiz kılmamızın — iyiliksever niyetlerden doğduğunu ancak çoğu zaman geri teptiğini gösteriyor. Jordan ve arkadaşlarının (2016) yürüttüğü bir çalışma, bireylerin kendilerinden “daha kötü durumda” olanları düşünerek şükran geliştirmeye çalıştıklarını; ancak bu durumun sıklıkla suçluluk duygusuna ve duygusal bastırmaya yol açtığını gösteriyor.
Yani başkaları için duyduğumuz empati, kendi duygularımızı bastırmamıza neden olabiliyor. Bu bastırma ise duygusal dayanıklılığımızı zayıflatıyor.
“Başkası Daha Kötüsünü Yaşadı”
Travma, kayıp, zorluk gibi olaylar karşısında çevremizden gördüğümüz veya maruz kaldığımız hikâyeler, zamanla içsel bir hesaplaşma başlatabiliyor. “Benim acım bu kadar büyük değil ki…” diyerek yaşadığımız duyguyu rafa kaldırıyoruz.
Brown ve kolektifinin (2022) yaptığı bir meta-analiz, duygularını bastıran bireylerin öz-şefkat düzeylerinin düştüğünü ve psikolojik esnekliklerinin azaldığını ortaya koyuyor. Yani “bunu hissetmeye hakkım yok” inancı, zamanla duygusal iyilik halimizi doğrudan etkiliyor.
Üstelik bu tür kıyaslamalar bizi bağlantıdan da uzaklaştırıyor. Duygularımızı paylaştığımızda yargılanacağımızı düşündüğümüzde, sessizleşiyor; içimize kapanıyoruz. Bu da yalnızlık duygusunu körüklüyor.
Duygular Yarışmaz, Yan Yana Durur
Bir başkasının yaşadığı acı, senin acını geçersiz kılmaz. Duygular “ya o ya bu” şeklinde değil, “hem o hem bu” şeklinde yaşanabilir. Bir yandan başkaları için endişelenirken, diğer yandan kendin için zorlandığını hissetmek gayet insani.
Acceptance and Commitment Therapy (ACT) perspektifinden baktığımızda, duygulara alan tanımak iyileştirici bir adımdır. Hayes ve arkadaşlarının (2006) belirttiği gibi, duygu bastırmak yerine kabul etmek, zihinsel esnekliği ve ruhsal sağlığı güçlendirir.
Kendine şunu hatırlatabilirsin:
“Benim duygularım da yer kaplamayı hak ediyor.”
Tıpkı başkalarınınki gibi.
Kendine Alan Açmak İçin Küçük Bir Davet
Eğer sen de zaman zaman duygularını sorguluyorsan, şu üç küçük pratiği deneyebilirsin:
-
Yargısız Farkındalık: “Şu anda içimde ne var?” diye sor. Yargılamadan sadece fark et.
-
Şefkatli İç Ses: Bir arkadaşın aynı şeyi yaşasa ne derdin? Kendine de aynısını söyle.
-
Paylaşmanın Hafifliği: Güvendiğin biriyle duygunu paylaş. Çoğu zaman düşündüğümüzden daha çok anlaşılırız.
Hissetmeye Hakkımız Var
Hayat herkesin üzerine farklı zamanlarda, farklı şekillerde yük bindirir. Seninki daha az ya da daha çok değil, sadece “senin kadar”dır.
O yüzden bir dahaki sefere bir duygun geldiğinde, onu “ölçüp biçmeden” sadece kabul etmeyi dene. Çünkü evet, bunu hissetmeye hakkın var.
Kaynakça
-
Jordan, A. H., et al. (2016). “When do we suffer more? Comparing self and others in empathy and suffering.” Emotion, 16(1), 24–33.
-
Brown, C. M., et al. (2022). “Self-compassion and psychological flexibility: A meta-analytic review.” Clinical Psychology Review, 92, 102128.
-
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2006). Acceptance and Commitment Therapy: An experiential approach to behavior change. Guilford Press
