top of page

 

İyiymiş Gibi Yapmak: Fonksiyonel Maskeler ve Gerçek Benlik

Bazı sabahlar uyanırız ve ilk yaptığımız şey, bir maskeye uzanmaktır. "Her şey yolundaymış gibi" gülümsemek, "hallediyorum" deyip içimize attıklarımızı bastırmak ya da "güçlü görünmek" için içimizdeki kırılganlığı saklamak. Bazen bu maskeler işlevseldir; sosyal ilişkileri yönetmemize, iş hayatında devam etmemize, zor zamanlarda ayakta kalmamıza yardımcı olur. Ama ya bu maskelere o kadar alışırsak, altındaki benliği unutuverirsek?

 

Bu yazıda, sosyal rollerin ardına gizlenen "fonksiyonel maskeleri" ve bu maskelerin zamanla nasıl bir yük haline gelebileceğini ele alacağız. Gerçek benlikle temas kurmak neden bu kadar zorlaşıyor? Ve bu maskeleri ne zaman çıkartmamız gerektiğini nasıl anlayabiliriz?

 

Maskelerin Sessiz Fonksiyonu

Psikolojik olarak "maskeler", bireyin toplum içindeki beklentilere uyum sağlamak için sergilediği davranış kalıplarıdır. Jung, bu olguyu "persona" kavramıyla açıklar; toplum içinde oynadığımız rollerin bir uzantısıdır bu. Ve bazen bu roller çok "işlevsel" hale gelir. Sürekli neşeli olan arkadaş, her şeyi organize eden iş arkadaşı, sorunsuz görünmeye çalışan partner... Oysa ki içimizdeki duygu durumu bununla çelişebilir.

Fonksiyonel maskelerin uzun vadede benliğimizle kurduğumuz bağı zayıflattığını destekleyen çalışmalar vardır. Gross ve John (2003), duyguları bastırmanın uzun vadede artan stres ve duygusal tükenmişliğe yol açtığını göstermiştir. Bastırılan duygular, sadece zihinsel yük yaratmakla kalmaz, aynı zamanda bireyin kendiliğiyle olan otantik bağını da zedeler.

 

Neden Maskelerden Vazgeçemiyoruz?

Toplumsal normlar, kabul görme ihtiyacı, reddedilme korkusu... Hepsi bizi "iyiymiş gibi" görünmeye itiyor. Özellikle sosyal medyayla birlikte, duygularımızın belirli versiyonlarını sunmak adeta norm haline geldi. Hüsrana uğramış hissetmek yerine minnettarlık; yorgunluk yerine "verimli olmak"; üzgünlük yerine "ilham verici bir mesaj"...

 

APA tarafından yayınlanan bir meta-analiz (Martinez et al., 2020), duygularla davranışlar arasındaki uyumsuzluğun, anksiyete ve depresyon gibi ruhsal belirtilerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Yani, içimizde farklı hissederken dışarıya başka bir yüz göstermemiz zamanla içsel dengemizi bozabilir.

 

Maskeleri Çıkarmak: Nereden Başlamalı?

Maskelerimizi tamamen bir kenara atmak kolay değil. Ama arada bir nefes almak, gerçek hislerimize alan açmak iyileşmenin ilk adımı olabilir.

  • Kör Noktalarını Fark Et: En çok hangi durumlarda "iyi görünmeye" çalışıyorsun? Hangi duygularını gizliyorsun?

  • Yakın Bağlarda Denemeler Yap: Kendini güvende hissettiğin insanlarla duygularını açmak, maskeleri hafifçe kaldırmanın bir yolu olabilir.

  • Kabulü Hatırla: Duygular gelip geçicidir. Olumsuz duyguların da "olması gereken yerde" olduğunu kabul etmek, kontrol etme ihtiyacını azaltabilir (Hayes et al., 2006).

 

Gerçek Benliğine Dönmenin Hafifliği

Her sabah maskelerimizi otomatik olarak takmak yerine, bazen de bir durup şunu sorabiliriz:

 

“Bugün gerçekten nasılım?”

Ve belki de cevabı hemen dışarıya sunmak zorunda değiliz. Kendine bu soruyu sormak bile bir maskeyi hafifçe indirmenin, içeriye biraz daha yaklaşmanın yollarından biridir.

Unutma, bazen "iyiymiş gibi yapmamak" da bir cesaret eylemidir.

 

Kaynakça

  • Gross, J. J., & John, O. P. (2003). Individual differences in two emotion regulation processes: implications for affect, relationships, and well-being. Journal of Personality and Social Psychology, 85(2), 348–362.

  • Martinez, A. G., Mosher, C. E., & Hernández, R. (2020). Emotional suppression and psychological functioning: A meta-analysis. Psychological Bulletin, 146(6), 498–526.

  • Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2006). Acceptance and Commitment Therapy: An experiential approach to behavior change. Guilford Press.

bottom of page