“Tam Her Şey Güzelken…”: İyi Giden Bir Şeyi Neden Kendimiz Bozarız?
Tam her şey yoluna girmişken olur genelde. İlişki güzel akıyordur. Kendinizi daha güvende hissediyorsunuzdur.
Mesajlar doğal gelir, sohbet zorlanmaz, içinizde hafif bir rahatlık oluşur…
Ve tam o anda, açıklaması zor bir huzursuzluk belirir.
“Bu kadar iyi gitmesi normal mi?”
“Kesin bir şeyler ters gidecek…”
Sonra çok küçük bir şey olur.
Belki gereksiz bir cümle, belki büyütülen bir konu, belki de içe doğru bir geri çekilme…
Ve fark etmeden, iyi giden şeyin ritmi değişir.
Sonrasında çoğu insan aynı yerde bulur kendini:
“Neden böyle yaptım?”
İyi Hissettiren Şeyler Bazen Neden Rahatsız Eder?
Garip ama gerçek: insan zihni her zaman iyi olana değil, alışık olana yönelir.
Eğer geçmişte ilişkiler belirsizlikle, mesafeyle ya da hayal kırıklıklarıyla şekillendiyse; zihnimiz bunu “normal” olarak öğrenir. Bu yüzden her şey yolunda gittiğinde, bu durum beklenmedik bir şekilde huzursuzluk yaratabilir.
Çünkü o sakinlik, o güven hissi tanıdık değildir.
Ve tanıdık olmayan şeyler, çoğu zaman zihne “riskli” gibi gelir.
Psikolojide bu durum, kişinin farkında olmadan iyi giden bir süreci bozarak tanıdık duyguya geri dönmesiyle açıklanır. Yani mesele kötüye gitmek istemek değil; bilinmeyeni yönetememek olabilir.
“Bu Uzun Sürmez” Düşüncesi Nereden Gelir?
İyi giden bir şey karşısında içten içe şu düşünce belirebilir:
“Şu an güzel ama bu kesin bozulacak.”
Bu düşünce aslında koruyucu bir mekanizma gibi çalışır.
Zihnin amacı sizi hazırlamaktır:
“Şimdiden mesafe koyarsam, daha az incinirim.”
Ama çoğu zaman bu hazırlık, tam da korkulan sonucu yaratır.
Araştırmalar, insanların ilişkilerde olası reddedilmeye karşı kendilerini korumak için bilinçsizce geri çekilebildiklerini gösteriyor (Murray et al., 2006). Yani kişi incinmemek için mesafe koyar… ama bu mesafe gerçekten bir kopukluk yaratabilir.
Sevgi Geldiğinde Neden İnanmak Zor Olur?
İyi giden bir ilişkiyi sürdürebilmek, sandığımızdan çok daha fazla özdeğerle ilgilidir.
Eğer insanın içinde şu sessiz inanç varsa:
“Ben gerçekten sevilebilir miyim?”
O zaman sevgi geldiğinde bu duygu rahatlatmak yerine huzursuz edebilir.
Bağlanma üzerine yapılan çalışmalar, kişinin kendine dair inançlarının ilişkilerdeki davranışlarını doğrudan etkilediğini gösteriyor (Mikulincer & Shaver, 2007). Kendi değerinden emin olmayan biri için sevgi, sadece güzel bir şey değil; aynı zamanda şüphe uyandıran bir deneyim olabilir.
Çünkü kabul etmek zorunda kalır:
“Belki de gerçekten seviliyorum.”
Ve bu, düşündüğümüzden daha büyük bir şeydir.
Sabotaj Her Zaman Gürültülü Gelmez
Kendini sabote etmek çoğu zaman dramatik değildir.
Daha çok sessiz ve tanıdıktır.
-
Ufak bir konuyu büyütmek
-
Daha az yazmaya başlamak
-
İçine kapanmak
-
“Bir şeyler eksik gibi” diye düşünmek
-
Yakınlaşma arttıkça geri çekilmek
Bunlar çoğu zaman bilinçli kararlar değildir.
Sadece içsel bir rahatsızlığı azaltma çabasıdır.
Belki de Sorun İlişki Değil, Alışkanlık
Bazen mesele partneriniz değildir. Mesele, sizin neye alışık olduğunuzdur.
Eğer kaos, belirsizlik ya da mesafe tanıdıksa; sakinlik, açıklık ve güven… yabancı gelebilir.
Ama bu yabancılık bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Sadece yeni bir deneyimin içinde olduğunuz anlamına gelir.
Bu Anlarda Ne Yapılabilir? (Küçük Ama Etkili Bir Farkındalık)
Bir dahaki sefere her şey yolundayken içinizde bir huzursuzluk belirdiğinde, hemen tepki vermek yerine küçük bir durak verebilirsiniz:
“Şu an gerçekten bir sorun mu var, yoksa bu bana sadece yeni mi geliyor?”
Bu soru, otomatik tepkilerle hareket etmek yerine fark etmeyi sağlar.
Ve bazen bu farkındalık, ilişkinin yönünü değiştirebilir.
Belki de Bu Sefer Kaçmak Yerine Kalmak Mümkün
Her iyi giden şeyi bozmak zorunda değilsiniz. Bazen en zor ama en dönüştürücü şey şudur: kaçmamak.
İçinizde huzursuzluk varken bile kalabilmek.
Bozmadan, geri çekilmeden, açıklama aramadan… Sadece o iyi halin içinde biraz daha durabilmek.
Çünkü bazen iyileşme, yeni bir şey yapmakla değil, alışık olduğunuz şeyi yapmamayı seçmekle başlar. Ve belki de bu sefer iyi giden bir şeyin gerçekten devam etmesine izin verebilirsiniz.
Kaynakça
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.
Murray, S. L., Holmes, J. G., & Collins, N. L. (2006). Optimizing assurance: The risk regulation system in relationships. Psychological Bulletin, 132(5), 641–666.
