top of page

Hiç Küsülmeyen İlişki Olur mu?

“Biz hiç küsmedik” cümlesi ilk başta kulağa ne kadar huzurlu gelse de biraz daha yakından bakıldığında duygusal temasın eksikliğiyle ilgili bir ipucu taşıyor olabilir mi? Hiç kırılmadan, incinmeden, hayal kırıklığına uğramadan bir ilişki yürütmek ne kadar gerçekçi? İlişkiler, iki ayrı geçmişi, iki ayrı duygusal dünyayı bir araya getirir.

Dolayısıyla zaman zaman anlaşmazlıklar yaşanması, tartışmalar çıkması ya da kırgınlıkların olması da oldukça doğaldır. Asıl mesele, bu kırılmaların yaşanıp yaşanmadığı değil; yaşandığında nasıl ele alındığıdır.

 

Kırgınlıkları Bastırmak: Sessizliğin Yükü

Küsmek genellikle duygusal ihtiyaçların doğrudan ifade edilemediği, içimize atıldığı bir tepkidir. Kırıldığımızı, incindiğimizi ifade etmek yerine geri çekiliriz; bazen “anlasın istiyoruz”, bazense kırılgan görünmekten çekiniriz. Ama duygularımız bastırıldığında, bir şekilde bedelini ilişkimiz öder. Gross ve John’un (2003) yaptığı araştırmalara göre, duygularını bastıran bireylerin hem psikolojik iyi oluş düzeyleri düşüyor hem de ilişki memnuniyetleri azalıyor.

Küsmek, yüzleşilmemiş duyguların üzerini örtmeye çalıştığımız bir savunma olabilir. Ama o duygular orada kalır, birikir ve bir gün bambaşka bir tartışmada ortaya saçılır. Bu yüzden küsmeden yürütülen ilişkiler değil, duyguların açıkça konuşulabildiği ilişkiler uzun vadede daha sağlam olur.

İlişkiyi Güçlendiren Şey Ne?

Klinik psikolog ve çift terapisti Dr. Sue Johnson, güvenli bağ kurulan ilişkilerde en önemli faktörün duygusal erişilebilirlik olduğunu vurgular (Johnson, 2004). Yani partnerine “Ben buradayım, seni duyuyorum ve seninle ilgileniyorum” diyebilmek… Bunu yapmanın yolu da, çatışma anlarında bağ kurabilmekten geçiyor.

Yapıcı çatışma, ilişkilerde bağ kurmanın en güçlü yollarından biri olabilir. Çünkü insanlar sadece mutlu anlarda değil, kırgınlıklarını açıkça ifade edebildiklerinde de birbirlerine yakınlaşırlar. Küsmeden yürütülen ilişkiler ideal değil, bastırılmış duygularla örülmüş bir duvar olabilir. Duygularımızı ifade edebildiğimiz ilişkiler ise bizi özgürleştirir.

 

Küsmeden Değil, Kırılınca Ne Yapıyoruz?

Elbette hiç tartışmadan yürüyen bazı ilişkiler olabilir. Ancak çoğu zaman bu sessizliğin ardında bastırılmış öfke, ifade edilememiş hayal kırıklığı veya görmezden gelinen ihtiyaçlar yatar. Bu yüzden önemli olan hiç küsüp küsmediğimiz değil, kırgınlık yaşandığında nasıl bir yol izlediğimizdir.

  • Kırıldığımızda geri çekiliyor muyuz yoksa paylaşabiliyor muyuz?

  • Duygularımızı açıkça ama yargılamadan ifade edebiliyor muyuz?

  • Tartışma sonrasında ilişkiyi onarmak için adım atabiliyor muyuz?

 

Bu sorulara verdiğimiz yanıtlar, ilişkimizin duygusal dayanıklılığı hakkında çok şey söyler.

 

Birlikte Düşünelim

Senin ilişkin nasıl? Son zamanlarda kırılıp da ifade edemediğin bir şey oldu mu? Kendi içinde bunu nasıl taşıyorsun? Partnerinle paylaştığında nasıl karşılanacağını düşünüyorsun?

Unutma, duyguları bastırmadan, şefkatli ve açık bir dille konuşabildiğimiz ilişkiler, daha derin bir güven alanı yaratır. Bu hafta belki sadece kendine şu soruyu sorman bile bir başlangıç olabilir:

“İncindiğimde kendimi nasıl ifade ediyorum?”

Kırılmak insani, ifade etmek ise cesurcadır.

 

 

 

 

 

Kaynakça

  • Gross, J. J., & John, O. P. (2003). Individual differences in two emotion regulation processes: Implications for affect, relationships, and well-being. Journal of Personality and Social Psychology, 85(2), 348–362.

  • Johnson, S. M. (2004). The Practice of Emotionally Focused Couple Therapy: Creating Connection. Brunner-Routledge.

bottom of page