top of page

Sevgi Göstermek Herkes İçin Farklı mı?

 

“Beni gerçekten seviyor ama bunu hiç söylemiyor.”

“Ne gerek var hediye almaya, yanında olduğumu bilmiyor mu zaten?”

“Benim için hiçbir şey yapmıyor ama sürekli öpüyor. O kadar ilgisiz ki…”

İlişkilerde çoğu zaman sevginin varlığını değil, ifadesini sorgularız. Çünkü bazen karşımızdaki kişi “sevgi”yi gösterdiğini düşünürken, biz aynı sevgiyi hissedemeyiz. Bu çelişkiyi açıklamaya çalışan en popüler psikolojik yaklaşımlardan biri de sevgi dilleri teorisidir. Peki gerçekten de sevgi herkes için farklı şekillerde mi ifade edilir?

Sevgi Dilleri Teorisi: Herkesin Bir Anlatım Biçimi Var mı?

Gary Chapman’ın 1992’de ortaya attığı 5 Sevgi Dili modeli, yıllar içinde özellikle popüler psikoloji alanında oldukça ilgi gördü. Chapman’a göre bireyler sevgiyi genellikle şu beş yolla gösteriyor:

  1. Onay sözleri

  2. Nitelikli zaman

  3. Hediye verme

  4. Hizmet davranışları

  5. Fiziksel temas

Her birey bu dillerden bir veya birkaçına daha çok tepki verir. Fakat konu yalnızca romantik ilişkilerde değil; arkadaşlık, aile ilişkileri ve hatta ebeveyn-çocuk bağlarında da geçerlidir.

Bilimsel araştırmalar da bu yaklaşımı destekler nitelikte. Egbert ve Polk (2006), insanların sevgiyi ifade etme biçimleri ile algılama biçimlerinin örtüşmediğinde ilişkilerde daha fazla çatışma ve tatminsizlik yaşandığını gösteren önemli bulgulardan söz eder. Yani bir ilişkide sevgi yok değil, sadece sevginin dili farklı olabilir.

Neden Aynı Dili Konuşmuyoruz?

Peki neden herkes farklı bir yolla sevgiyi ifade eder? Bunun birkaç psikolojik açıklaması olabilir:

  • Bağlanma stilleri: Mikulincer & Shaver (2007) gibi bağlanma kuramı üzerine çalışan araştırmacılar, erken çocuklukta kurulan bağların, bireyin duygusal yakınlığı nasıl deneyimleyeceğini şekillendirdiğini belirtir. Yani birisi için fiziksel temas güvenin göstergesiyken, diğeri için mahremiyet sınırını zorlayan bir deneyim olabilir.

  • Kültürel farklılıklar: Sevginin nasıl gösterileceği kültürel normlarla da biçimlenir. Bazı kültürlerde fiziksel temas yaygınken, bazılarında hizmet davranışları daha çok değer görür.

  • Aile içi öğrenme: Aile içinde gözlemlenen sevgi davranışları, ileriki yaşlarda bireyin sevgi gösterme biçimini etkiler. “Babam hiç hediye almazdı ama her gün annemi işe bırakırdı” gibi örnekler, hizmet davranışlarının sevgi göstergesi olarak öğrenilmesine neden olabilir.

“Benim Gibi Sevsin” Tuzağı

Birçok ilişkide yaşanan sıkışıklık tam da burada başlar. Karşı tarafın bizi “bizim sevdiğimiz gibi” sevmesini isteriz. Oysa ilişki, ortak bir sevgi dili bulma yolculuğudur.

2019 yılında yapılan bir çalışmada (Borelli et al.), çiftlerin birbirlerinin sevgi dillerini tanıdıklarında ilişki tatminlerinin arttığı bulunmuştur. Yani yalnızca sevgiyi “vermek” değil, nasıl algılandığını da anlamaya çalışmak ilişkide belirleyici bir rol oynar.

Peki, Nereden Başlamalı?

  • Kendi dilini keşfet: Sen nasıl sevilmeyi seviyorsun? Hangi davranışlar seni “görülmüş” hissettiriyor?

  • Karşındakinin dilini öğren: Partnerin, dostların ya da ailen hangi davranışlarla sevgiyi ifade ediyor olabilir?

  • Beklentiyi iletişime dök: Sevgi, beklentiyle değil iletişimle çoğalır. Hissettiklerini açıkça ama suçlamadan paylaşmak ilişkide önemli bir dönüştürücü olabilir.

Sevgi Bir Davranış mı, Hissedilen Bir Şey mi?

Belki de sevgiyi hissetmek kadar onu ifade etmenin yollarını keşfetmek de bir tür “duygusal okuryazarlık”. Hepimiz farklı kelimelerle aynı hikâyeyi anlatıyoruz. Bu hafta belki bir durup şunu sorabilirsin:

 

“Ben sevildiğimi nerede, nasıl hissediyorum?”

Cevabını bulduğunda, sevginin de o kadar uzakta olmadığını fark edebilirsin.

 

Kaynakça

  • Egbert, N., & Polk, D. (2006). Speaking the language of relational maintenance: A validity test of Chapman’s five love languages. Communication Research Reports, 23(1), 19-26.

  • Borelli, J. L., Rasmussen, H. F., & Decoste, C. (2019). Understanding the expression of affection in romantic relationships. Journal of Social and Personal Relationships, 36(5), 1340-1362.

  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.

bottom of page